‘Türkiye’de milli, özgün üretim modeli var’

Bayraktar, burada yaptığı konuşmada, 2003 yılında ufak bir girişim olan Baykar’la Türkiye’de milli ve özgün insansız hava aracı teknolojisinin geliştirilmesine yönelik bir girişimi başlattıklarını söyledi.

Türkiye’de savunma sanayi ekosisteminin geliştirilmesi adına kurulan SAHA İstanbul’un sadece savunma odağında değil sanayi açısından da Türkiye’nin en büyük sanayi kümelenmesi olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Malumunuz savunma sanayi çok kendine has dinamikleri olan bir sektör. Ülkelerin jeopolitik durumuna göre değişen dengelerin yer aldığı politik dengelerin yer aldığı. Yani bir sistemin geliştirilmesi için tedarikinden, üretimine, satışına bütün süreçlerin kontrollü bir şekilde yürütüldüğü belli ihracat izinlerine tabi olduğu bir alan. Müşteri tarafı devlet otoriteleri. Her istediğiniz ürünü, her istediğiniz ülkeden, istediğiniz şartlarda alamıyorsunuz. Üretseniz de bunun satışı belli izinlere tabi.”

Bayraktar, savunma alanında yapılan harcamaların yüzde 80’inin dünyanın GSYİH en büyük 20 ülkesi tarafından gerçekleştirildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bu ülkelerin kendi içindeki dağılımlarına baktığımız zaman mesela bugün Amerika dünyadaki tüm savunma harcamalarının yüzde 40’ını yapıyor. En son onların savunma bütçesi 742 milyar dolar olarak açıklandı. Amerika’yı şu an yükselen bir trend olarak Çin takip ediyor. O da dünyada savunma harcamalarının yüzde 14’ünü teşkil ediyor sonrasında Hindistan ve Rusya olarak bu büyüklük devam ediyor. Türkiye’nin bu savunma harcamaları içerisinde yerine baktığımız zaman dünyada bugün 2 trilyon dolara yakın bir savunma harcaması varsa Türkiye 20 milyar dolar seviyesiyle yüzde 1’lik bir pay içerisinde.”

Türkiye’de 90’lı yıllarda gerçekleştirilen savunma harcamalarında yurt dışı alımların yoğun olduğunu belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü

“Savunma öyle bir alan ki bu büyük ülkeler aynı zamanda bunları ihraç ediyor. ihracattan da kendi ekonomilerine katkı sağlayarak kendi şirketlerini daha sürdürülebilir hale getiriyorlar.Dünyada takribi olarak 400-450 milyar dolar civarında yıllık savunma silah sistemlerinin ihracat pazarı olduğu görülüyor. En büyük silah ihracatı yapan ülke Amerika.”

Bayraktar, silah üreticisi ülkelerin kendileri için silah üretmesinin yanı sıra kendilerinin politik etki alanına sahip oldukları ülkelere de silah sistemlerini ihraç ettiklerine dikkati çekerek, “İki rakip ülkeye aynı sistemi ihraç ederek o iki rakip ülke birbiriyle mücadele ederken ekonomik anlamda kendi ülkesine şirketine bunun katkı sağladığını görüyoruz. İthalata baktığımız zaman dünyanın en büyük silah üreticileri en büyük ithalatçıları değil. Çünkü onlar daha çok ihraç ediyorlar. O sistemleri geliştiremeyen ülkelerin en büyük ithalatçı olduğunu görüyoruz.” dedi.

90’lı yıllarda Türkiye’nin GSYİH’nın yüzde yaklaşık yüzde 4’ünün savunma harcamalarına gittiğini belirten Bayraktar bunun 2000’li yıllardan sonra azaldığını kaydederek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Özellikle 2008 ve sonrasında bunun yüzde 2’lere kadar düştüğünü ve son 3-4 yılda da yüzde 2,5 seviyelerine çıktığını görüyoruz. Bunu aktarmamın temel nedeni şu; özellikle son 15 yılda Türkiye’de milli özgün üretim modeli var. Belki kamuoyunda çok yer alıyor savunma alanındaki elde edilen sonuçlar ama bu GSYİH içerisindeki oranına baktığınız zaman bundan 30 yıl önceye göre daha az ve çok daha yüksek yerlilik oranıyla. Dolayısıyla bu harcamalar ülke içerisinde kalmış oluyor. Türkiye’nin 70 ve 79 yılları arasında askeri ve savunma harcamalarının yüzde 50’si ithalat. Daha sonra bunun 1980-1990 arasında bir tık daha azaldığını, 1990-2000 arası daha da azaldığını ama 2000 ve sonrasında yüzde 10’nun altına düştüğünü görüyoruz.Yani Türkiye’nin savunma harcamalarını 20 milyar dolar olarak ifade edersek yüzde 10 yani yaklaşık 2 milyar dolar civarında bir ithalat olduğunu görüyoruz.”

Add a Comment