Etiket arşivi: teknoloji

ASELSAN’ın kent güvenliği yönetim sistemleri yaygınlaşıyor

ASELSAN, Emniyet Genel Müdürlüğünün ilave ihtiyaçlarını karşılamak üzere 2020’nin son gününde Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile Kent Güvenliği Yönetim Sistemleri ve Plaka Tanıma Sistemi Projesi (KGYS ve PTS) kapsamında “Ek Talep Paketi-5” için 308,7 milyon liralık sözleşme imzaladı.

Alınan bilgiye göre, sözleşme ile Ulaşım, Güvenlik, Enerji, Otomasyon ve Sağlık Sistemleri (UGES) Sektör Başkanlığı tarafından emniyet ekiplerine kentlerin güvenliğinin artırılması ve operasyonel faaliyetlerin hızlandırılması amaçlı ürünler ile video analizlerin devreye alınacağı donanımlar teslim edilecek.

Proje kapsamında 18 ildeki izleme ve yönetim sistemleri ilave görüntüleme noktaları eklenerek genişletilecek. Genişleme kapsamında tasarımı güncellenmiş yeni nesil 4K çözünürlükte sabit ve hareketli kameralar kullanıma sunulacak.

İlave olarak proje kapsamında 10 ilde emniyet güçlerinin uzak mesafe gece görüş kabiliyetlerini artırmaya yönelik soğutmalı (Dragon-Eye) ve soğutmasız multisensör termal kameraların teslimatları yapılacak.

ASELSANın kent güvenliği yönetim sistemleri yaygınlaşıyor

Proje kapsamında, emniyet birimlerinin ihtiyacına binaen, terörle mücadele, asayiş ve güvenliğe katkı sağlamak amacıyla Türkiye’nin tüm il ve ilçelerinde KGYS ve PTS’nin kurulumları gerçekleştiriliyor ve okullarda güvenli eğitim ortamının tesis edilmesi amacıyla çevre görüntüleme sistemlerinin kurulumları yapılıyor.

Milli olarak geliştirilen yazılımlar ile tüm sistemlerin tek bir merkezden yönetilmesi yeteneği de Emniyet Genel Müdürlüğüne kazandırıldı. Projeyle bugüne kadar teslimatı yapılan binlerce kamera ve plaka tanıma sistemi emniyet güçleri tarafından etkin şekilde kullanılıyor.

ASELSAN’ın söz konusu sistemleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) de kullanımına sundu. Projeye, CCTV ve PTS içeren KGYS’lerin KKTC’ye kurulması dahil edildi.

Uluslararası hareketliliği etkileyen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını koşullarına rağmen KKTC’ye sistemlerin teslimatları başarıyla gerçekleştirildi.

Yanlış bilgiler sosyal medyadan 6 kat hızlı yayılıyor

Dünyada ve Türkiye’de en çok kullanılan sosyal medya sitelerinde yalan içeriklerinin sayısı her geçen gün artıyor. Son olarak geçtiğimiz günlerde Bağcılar’da su satan çocukla ilgili bir video sosyal medyada hızla yayıldı. Söz konusu video üzerinden sosyal medyada bazı hesaplar prim kasma peşine düştü ve ardından çok konuşulan o videonun kurgu olduğu ortaya çıktı. Olay sonrası sosyal medyada beğeni ve izleme uğruna içerik üreticiler gündeme geldi. İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Yengin ise son zamanlarda sosyal medyada sıklıkla karşılaştığımız yalan içeriklerle ilgili konuştu.

SOSYAL MEDYADA İÇERİĞİN BEĞENİLMESİ VE İZLENMESİ ÖNEMLİ

Sosyal medya içerisinde beğeni ve izlenme oranlarının önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Deniz Yengin, Sosyal medya inanılmaz derece de büyüyor ve genişliyor. Bu genişleme ve büyüme içerisinde üretilen içeriğin beğenilmesi ve izlenmesi önem arz ediyor. Çünkü dijital dünyada var olabilmek çok kolay değil. Dolasıyla dijital dünyada var olabilmek için bazı unsurların oluşması gerekiyor. Bu unsurları ise şeffaflaşma, açık veri, medya okur yazarlığı ve teknoloji okur yazarlığı olarak sıralayabiliriz dedi.

SOSYAL MEDYAYI KULLANMAYI ÖĞRENMEMİZ LAZIM

İzleyicilerin seçici olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Deniz Yengin, Dijital içerik üretimi ve yönetimi dünyadaki en önemli konulardan biri. Dijital içerik üretimiyle ilgili olarak kitleler kimi zaman takipçilerini etkileyebilmek adına yalan haber, sahte içerik ya da kurmaca hikayeler üretebiliyor. Bu noktada bu sahtekarlığın önüne nasıl geçebileceğimizle ilgili bir yol haritasına ihtiyacımız var. Öncelikle sosyal medyanın kendi içerisinde nasıl kullanılması gerektiğini doğru bilmemiz lazım ifadelerini kullandı.

SAHTE İÇERİKLERE MARUZ KALMAMAK İÇİN SEÇİCİ OLUNMALI

Araştırmada sosyal ağlarda bulunan bir yalan haberin gerçek haberden 6 kat daha hızlı yayıldığını söyleyen Prof. Dr. Deniz Yengin, Vatandaşlarımız sahte içeriklere maruz kalmamak için takip ettiği kişilere güvenmeli. Geçtiğimiz günlerde Bağcılar’da su satan çocukla ilgili bir video sosyal medyada hızla yayıldı ve videonun sahte olduğu ortaya çıktı. Bu içerik sahte içeriğe çok güzel bir örnek oldu. Bu aşamada kullanıcılar seçici olmalı. Kullanıcı kimi, neyi, neden ve nasıl takip edeceğini çok doğru bir şekilde belirlerse bu veya buna benzer içerikler bir nebze azalabilir. Çünkü bu tür içerikler tıklama operasyonu oluyor. İnsanlar bu tür içeriklere çok çabuk aldanabiliyor ve merak edebiliyor diye konuştu.

TIK TUZAĞINA DÜŞMEYİN

Sosyal medyada linç kültürünü oluşturup insanları yönlendirmenin çok kolay olduğunu belirten Prof. Dr. Deniz Yengin, Bizler duygusal bir toplumuz. Sokakta birinin zor durumda olduğunu gördüğümüz zaman hemen yardım ederiz. Dolasıyla bizler bu tip vicdanı yaralayabilecek içeriklerin sadece tık almak için yalan bir içerik olabileceğini unutmamamız lazım. Sosyal medyada izlenme ve beğeni almak için yapılan bu içeriklere tık tuzağı diyoruz. Bu tür içeriklerin temel noktası ne kadar çok takipçi kazanabilirim ve sosyal medyada ne kadar çok trend topik olabilirim. Sosyal medya fenomenlerini takip ederken biraz seçici olmalıyız. Televizyonda bir içerik üretilirken içeriğin çocuğa etkisinin olup olmadığı bile araştırılıyor. Fakat sosyal medyada böyle bir ölçüm yapmak mümkün olmuyor. Bu da alternatif medyanın kendi içerisindeki özgürlüğünden kaynaklanıyor dedi.

Sosyal medyanın çok ciddi bir tehlike olduğunu belirten Prof. Dr. Deniz Yengin, sözlerine şu şekilde devam etti:

Yasama, yürütme ve yargının yanında dördüncü güç olarak medyayı konumlandırırdık. Şimdi ise beşinci güç olarak dijital medyayı da ekliyoruz. Çünkü dijital medya ne düşünmemiz gerektiğini ne konuşmamamız gerektiğini gündemin ne olması gerektiğini belirliyor.

Elektrikli araçlar yerli lastikle enerjiden tasarruf edecek

TEKNOFEST 2021 kapsamında üniversite ve lise öğrencilerinin oluşturacağı takımlarla yapılacak TÜBİTAK Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışları, 31 Ağustos-5 Eylül tarihlerinde İstanbul Park’ta gerçekleştirilecek.

Yarışlara destek olmak isteyen Düzce’deki firma, elektrikli araçların daha az enerjiyle uzun mesafe gitmelerine olanak sağlayacak yerli lastik üretimi için 27 Ocak’ta TÜBİTAK ile iş birliği protokolü imzaladı.

Üretim çalışmalarına başlanan lastiklerle elektrikli araçların önemli miktarda enerji tasarrufu sağlaması bekleniyor.

Anlas Anadolu Lastik AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Eray Savcı, yaptığı açıklamada, 50 yıldır sektörün içerisinde yer aldıklarını, son 15 yıldır ihracat yaparak Türk bayrağını dünyada dalgalandırdıklarını söyledi.

Ürettikleri ürünlerle çok büyük firmalarla rekabet ettiklerini vurgulayan Savcı, küresel firmaların teknolojisini Türk mühendisler ve çalışanlara sağlamaya çalıştıklarını kaydetti.

Savcı, fabrikada 400 kişiyle yılda 750 bin motosiklet lastiği ürettiklerine işaret ederek “Bunun da yüzde 20’sini ihraç ediyoruz. Pandemi dolayısıyla Avrupa pazarında bir daralma oldu ama hedefimiz ürettiğimiz lastiklerin yüzde 50’sini ihraç etmek. Kaliteli malzemeyle katma değeri yüksek ürünler satıyoruz. Başlıca ihraç noktalarımız Hollanda, İspanya, İtalya ve İngiltere. Çok yakında inşallah ABD’ye de ihracat yapacağız.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerli ve milli üretime verdiği önemin kendileri için çok kıymetli olduğunu dile getiren Savcı, bu anlamda TÜBİTAK’ın düzenlediği elektrikli araç yarışlarına destek olmak için iş birliği protokolü imzaladıklarını belirtti.

Savcı, “Üniversiteli ve liseli gençlerimizin 65 kilometrede en az elektrik tüketerek giden aracı üretme çalışmasına bizim de katkımız olsun istedik. Burada sürtünme rezistansı (direnç) en düşük lastiği onlara temin etme yolunda önemli bir çalışmaya başlıyoruz. Bu sene daha bunun birinci adımı. Gençlerimize bu şekilde destek olmak, yurt dışına bağımlılığı tamamen yok etme amacındayız.” ifadelerini kullandı.

Gelecek süreçte TÜBİTAK ile yapacaklar=ı çalışmalarda bu konuda dünyanın en iyilerinden olmayı taahhüt ettiklerini vurgulayan Savcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türk insanının azmi, çalışkanlığı ve vizyonuyla yapılamayacak hiçbir şey yoktur. Yeter ki ekip halinde çalışabilmeyi başaralım. Bunu kendi imkanlarımızla başardığımızı düşünüyorum, bundan sonra önümüzün açık olduğuna inanıyorum. İnşallah TÜBİTAK’la çok daha yaygın çalışmalar yapacağız. Özellikle enerji verimliliğini kollayan lastikler üzerinde bu projeyle başlayan Ar-Ge çalışmalarının bizi çok önemli yerlere getireceğini, dünya pazarında da çok ciddi isim ve marka oluşturmamıza fayda sağlayacağına yürekten inanıyorum.”

Sıfır atık konusuna da önem verdiklerine dikkati çeken Savcı, ömrü bitmiş lastiklerin geri kazanımı konusunda TÜBİTAK’la görüşme yapacaklarını kaydetti.

Vodafone, 3. çeyrek sonuçlarını açıkladı

2020-21 mali yılının 3. çeyrek sonu itibarıyla Vodafone Türkiye’nin mobil abone sayısı 23.4 milyon olarak gerçekleşti. M2M (makineler arası iletişim) dahil toplam mobil abone sayısı ise 25.7 milyon oldu. Üçüncü çeyrekte şirketin faturalı abone sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 1.1 milyon artışla 15.2 milyona çıkarak, toplam abone bazının %65’ini oluşturdu. 

Vodafone Türkiye’nin sabit genişbant abone sayısı son 12 ayda 209 bin net abone artışı ile 3. çeyrek sonunda 1.2 milyonu aştı.

Aylık 16.3 milyon aktif müşteri

Dijital müşteri deneyimini merkeze aldığı ürün ve servislerle müşterilerinin hayatını kolaylaştırmayı hedefleyen Vodafone’un “Vodafone Yanımda”, online self servis ve Vodafone TV uygulamaları gibi dijital kanallarını kullanan aylık aktif müşteri sayısı 16.3 milyonu aştı. 

Vodafone, 3. çeyrek sonuçlarını açıkladı

Vodafone Türkiye abonelerinin toplam veri kullanımı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %51.3 artış ile 621 petabyte’ı aştı. 

Türkiye’nin 81 ilinde 23.2 bini aşkın 4.5G iletişim noktası ile hizmet veren Vodafone Türkiye, 4.5G’de en geniş kapsamaya sahip operatör olmayı sürdürdü.  

Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, 2020-21 mali yılının 3. çeyrek performansını şöyle değerlendirdi:  

“Vodafone olarak, tüm kanallarda dijitalleşme odağıyla faaliyet gösteriyoruz. Türkiye, global olarak da ana stratejimizi oluşturan dijitalleşme konusunda Grubumuz içinde öncü bir pazar. Türkiye’nin hak ettiği dijitalleşme seviyesine ulaşması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Müşterilerimize uçtan uca sadeleştirilmiş bir dijital deneyim yaşatmak için çalışıyoruz. ‘Vodafone Yanımda’, Online Self Servis ve Vodafone TV gibi dijital kanallarımızı kullanan aylık aktif müşteri sayımız 16.3 milyonu aştı. Türkiye’nin ve sektörümüzün geleceğine duyduğumuz güvenle 2021 yılında da yatırımlarımıza devam edeceğiz. Dijitalleşmenin önü açıldıkça biz de üzerimize düşen görevi yerine getirmeyi sürdüreceğiz.”

Google’a 2.5 milyar dolar tazminat şoku

Google, bakanlıkla yaptığı adli uzlaşma anlaşması kapsamında, 2014-2017 yıllarında erkek meslektaşlarına göre daha az maaş ödediği 2 bin 500 kadın mühendise 1 milyar 350 milyon dolar tazminat ödeyecek.

Öte yandan aynı dönemde Google’a iş başvurusunda bulunan 1700 kadın ve Asyalı adaya, işe alımda ayrımcılığa uğradıkları gerekçesiyle 1 milyar 230 milyon dolar ödenecek.

Anlaşma ayrıca, Google’ın gelecekte olası ayrımcı uygulamaları önlemek üzere gerekli düzenlemeler için 5 yıl boyunca yılda 250 bin dolar yatırarak bir fon oluşturması öngörülüyor.

Googlea 2.5 milyar dolar tazminat şoku

Çalışma Bakanlığı, 4 yıl önce, federal hükümetten ihale alan şirketlere yapılan rutin denetimlerde Google’daki ayrımcı istihdam pratiklerine dikkat çekmiş, maaş ödemeleri ve işe alımlardaki ayrımcı uygulamalar nedeniyle şirkete dava açma kararı almıştı.

Bakanlığın iddialarını reddeden Google, maaş ödemelerinde yapılan işi, işe alımlarında ise adayların yetkinliği dikkate aldığını, cinsiyete ya da etnik kökene dayalı ayrımcılık uygulamadığını savunmuştu.

Amazon’un kurucusu görevini bırakıyor

Amazon, 2020’nin son çeyreğine ilişkin bilançosunu açıkladı. Şirkette bu yıl yönetici değişikliğine gidileceği belirtilen açıklamada, Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’un yılın üçüncü çeyreğinde üst yöneticilik görevinden ayrılacağı bildirildi. 

Açıklamada, Bezos’un şirketin yönetim kurulu başkanı olarak kalmaya devam edeceği aktarılarak, Amazon’un üst yöneticiliğine Andy Jassy’nin geleceği kaydedildi. 

Şirketin çeyreklik geliri ilk kez 100 milyar doları aştı 

Şirketin 2020’nin son çeyreğine ait finansal sonuçlarının da paylaşıldığı açıklamada, Amazon’un çeyreklik gelirinin ilk kez 100 milyar doları aştığı dikkati çekti. 

Açıklamada, Amazon’un satışlarının 2020’nin dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 44 artarak 125,6 milyar dolara ulaştığı kaydedildi. 

Şirketin satışlarının 2020 yılı genelinde de arttığına işaret edilen açıklamada, Amazon’un satışlarının 2020’de bir önceki yıla göre yüzde 38 artışla 386,1 milyar dolara çıktığı belirtildi. 

Açıklamada, şirketin net karının ise geçen yılın dördüncü çeyreğinde 7,2 milyar dolara yükseldiği, hisse başına karının da 14,09 dolar olduğu bildirildi. Şirket, 2019’un dördüncü çeyreğinde 3,3 milyar dolar kar açıklamıştı. 

Amazon’un net karının 2020 yılı genelinde 21,3 milyar dolar olduğu kaydedilen açıklamada, hisse başına karının ise geçen yıl 41,83 dolar olduğu bildirildi. Amazon, 2019’da 11,6 milyar dolar kar etmişti.

Çin’de çocukların okulda telefon kullanması yasaklandı

Öğrenciler, okula girişlerinde telefonlarını görevlilere teslim edecek.

Genelgede kararın çocukların göz sağlığının bozulmasını ve internet bağımlılığını engellemek ve öğrencilerin derslerine odaklanmasını sağlamak için alındığı belirtildi.

Bakanlık öğretmenlerden de çocuklara cep telefonu üzerinden ödev vermekten vazgeçmelerini istedi.

Çin İnternet Ağı Bilgi Merkezi adlı kuruluşun 2019’da yayımladığı verilere göre, ülkede internet kullanıcılarının 175 milyonu 18 yaşın altında. Bu kişilerin yüzde 74’ünün kendi telefonları var.

Çinli yetkililer, internet kullanımının genç nüfusun sağlığını olumsuz etkilediğini, oyun bağımlığının da çocukların akıl sağlığına zarar verdiğini söylüyor.

2018’de göz sağlığı bozulan çocukların sayısında önemli bir artışın görüldüğü açıklanmış ertesi yıl da 18 yaşın altındakilere hafta içinde günde en fazla 90 dakika, hafta sonları ve tatillerde de üç saat oyun sınırlaması getirilmişti.

Çin’de halihazırda birçok okulda öğrencilerin cep telefonu kullanmasına izin verilmiyor. Daha önce bazı okullarda kuralları ihlal eden öğrencilerin telefonlarının diğer öğrencilerinin önünde parçalandığına dair haberler yayımlanmıştı.

Okullarda telefon kullanımı ülkede önemli bir tartışma konusu. Sina News tarafından yapılan bir ankete katılan 27 bin kişinin çoğu, cep telefonlarının zaten birçok okulda yasak olduğu için yeni bir düzenlemeye gerek olmadığını söyledi.

Bazı kişilerse, çocukların okul dışındaki saatlerde uzun süre telefon kullanmaya devam edebileceğini belirtti.

Fransa’da parlamentonun 2018’de onayladığı bir yasayla ilkokul ve ortaokullarda cep telefonları yasaklanmıştı.

İngiltere’de ise geçen yıl yapılan bir anket velilerin yarısına yakınının okullarda telefonların yasaklanmasını istediğine işaret ediyor. Ülkede telefon kullanımıyla ilgili kurallar okullara bırakılmış durumda.

Teknofest’in tanıtım toplantısı gerçekleştirildi

TEKNOFEST, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yürütücülüğünde, aralarında Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketleri, kamu, medya kuruluşları ve üniversitelerinin de olduğu 67 paydaş kurumla birlikte 21-26 Eylül’de İstanbul’da düzenlenecek.

T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, bir hayalle başlayan TEKNOFEST yolcuğunun artık dünya çapında büyük bir organizasyona dönüştüğünü belirterek, “Tüm ekibimizle geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimiz adına çok mutlu olduğumuzu ifade etmek isterim. Neredeyse 1 yıla yaklaşan salgın sürecini hep beraber yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Salgın sürecinde en çok ihtiyaç duyduğumuz hasletlerin iyilik, vicdan ve insanlık olduğunu bizzat yaşayarak tecrübe ettik. İnsanlığın son bir yılda kabuğuna çekilerek yaşadığı yalnızlık duygusu adeta iç dünyamızı sorguladığımız, vicdanımızı tarttığımız bir teraziye dönüştü. Salgının başlangıcında tüm dünyada ihtiyaç duyulan solunum cihazları için ülkeler birbirlerine siparişleri dahi engellediler. Hatta en basit, sarf malzemeleri bile birbirleriyle paylaşmadılar. Ülkemizin mühendislerinin ise hem kendi topraklarına hem de tüm insanlık ailesine nefes olabilmek için gecesini gündüzüne kattı ve çalıştı. ” diye konuştu.

Geliştirilen solunum cihazlarının hem Türkiye’ye hem de dünyaya nefes olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Ülkemiz, medeniyetimizin adalet temelleriyle ve değerleriyle harmanlanmış Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu sayesinde dünyanın yaşadığı ben merkezi kaygılara teslim olmadan vicdanıyla hareket etti. Afrika’da tek bir solunum cihazına dahi sahip olmayan ülkelere bu cihazlar hediye edildi. İhtiyaç duyan ülkelere de ihraç edildi. Böylece genetik kodumuzun adeta bir parçası olan küresel adalet ve merhamet değerlerimizi örnek bir tavırla tüm dünyaya göstermiş olduk. Teknoloji, dönüşüm ve inovasyon hayatımızın her alanını sarsıcı bir şekilde etkiliyor. Bu dönüşüm salgın döneminde de durmadı, hızla ilerlemeye devam etti. Kovid-19’a karşılık ilk aşının Türk bilim insanları tarafından bulunmasıyla büyük gurur duyduk. Devinim hızı, bugünün oyun kurucularını da değiştiriyor. Arkada kaldığı, dezavantajlı olduğu düşünülen birçok girişime, projeye yeni fırsatlar sunuyor.”

“Milli Teknoloji Hamlesi, tüm Türkiye’nin ortak idealidir”

Bayraktar, aşı örneğinde olduğu gibi hızla ilerleyen gelişim sürecinin oyunu değiştirecek yeni aktörler doğurduğunu aktararak, “Ülkemizden de benzer çalışmalar çıkması bizim farklı alanlarda oyun kurucu bir güç haline inşallah getirecek. Bizler kainata ilk mesajı ‘Oku, yaradan Rabbinin adıyla oku.’ olan bir inancın kurduğu bir medeniyetin çocuklarıyız. İnancımız, medeniyetimizin ilerlemesi için dünyayı ve kainatı doğru okumamızı emrediyor. Hızla küreselleşen dünyada, teknolojide bazı şirketlerin dünya üzerindeki birçok ülkeden daha güçlü ve nüfuzlu hale geldiğini görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Vahşi kapitalizm”in dev teknoloji tekellerinin oluşmasına ve dünyayı dev tekellerin yönettiği bir yapıya zorladığına dikkati çeken Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sosyal medya kuruluş amacıyla baktığınızda, insanlığı birbirine yakınlaştıran, tüm dünyanın kolaylıkla iletişim kurmasını sağlayacak bir araç olarak icat edildi. Yaşadığımız son olaylar gösteriyor ki, bu mecra vakıf olamadığımız ajandalarıyla tekelleşmiş dev birkaç şirketin elinde kontrolsüz bir güce dönüşmüş durumda. İstiyorlar ki tek bir arama motoru, sosyal medya, büyük alışveriş sistemi ve daha büyük tekeller olsun. Dünya böyle bir noktaya evrilirken, bunu sadece seyrederek, teknoloji geliştirmekten uzak kalırsak egemenliğimizi dev şirketlerin tartışılır insafına teslim etmiş oluruz. Buna maruz bırakılmamak için Ay’a ilk çıkan insan olan Neil Armstrong’un söylediği sözlerden esinlenerek şunu söyleyebilirim. Şimdi küçük gibi görülen düzenlediğimiz teknoloji yarışmaları, gelecekte ahlaki değerleriyle dünyaya örnek olacak büyük teknoloji girişimlerini ülkemize kazandıracak gençleri inşallah yetiştirecek.

Bizler her zaman asıl kıymetin insan olduğuna inandık. Milli Teknoloji Hamlesi’ni de bu yüzyıldan alıp geleceğe taşıyacak en önemli unsur nitelikli, yetişmiş insan kaynağımız olacaktır. Ülkemizin birçok alanda tam bağımsızlığa, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu ile sahip olacağına inanıyoruz. Milli Teknoloji Hamlesi, bilimsel ve teknolojik gelişmelerdeki tekelleşmeye karşı bir duruş ve güçlü bir itirazdır. Tüm dünyada giderek artan bir hastalık olan kutuplaşma, hem insanlığı hem de ülkemizi tehdit ediyor. Bu noktada, Milli Teknoloji Hamlesi, tek bir grubun, oluşumun veya siyasi fikrin değil hepimizin, tüm Türkiye’nin ortak idealidir. Hatta, eşitlik ve adalet limanına hep birlikte gitmemizi sağlayacak, mazlum coğrafyanın ve insanlık ailesinin buluştuğu büyük bir gemidir diyebilirim.”

“İnsanlık için büyük bir adım olarak gördüğümüz projelerinizi sabırsızlıkla bekliyoruz”

TEKNOFEST’in 2 yıl önce 2019’da Atatürk Havalimanı’nda 1 milyon 720 bin ziyaretçiyle dünya rekoru kırdığını vurgulayan Bayraktar, “Bizi bu rekordan öte mutlu eden en büyük gelişme, teknoloji yarışmalarına gelen başvuruların her yıl katlanarak artması oldu. İlk yıl 20 bin, ikinci yıl 50 bin ve geçen yıl da 100 bin olarak gerçekleştirdi. Geçen yıl salgın şartlarına rağmen, TEKNOFEST’in kalbi dediğimiz bu yarışmaları pandemiyle ilgili önlemleri alarak Gaziantep’te düzenledik. 2020’de teknoloji yarışmalarımıza 81 ilimizden 84 ülkeden 20 bin takım 100 bin genç başvurdu. Bu yıl, son başvuru tarihi olan 28 Şubat tarihine kadar bu rakamı geçeceğine yürekten inanıyorum.” dedi.

Bayraktar, TEKNOFEST bünyesinde her yıl daha fazla yarışma kategorisi açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Tarihimizin en büyük ödüllü teknoloji yarışmalarını düzenliyoruz. Bu yıl da bazılarını ilk kez yapacağımız 35 farklı kategoride yarışmamız olacak. Toplumumuzda, teknoloji ve bilime duyulan ilgiyi artırmayı, Türkiye’nin bilim ve mühendislik alanlarında yetişmiş insan kaynağını daha yukarıya taşımayı hedefliyoruz. Roketten otonom sistemlere, tarımdan su altı sistemlerine, biyoteknolojiden insanlık yararına teknolojilere kadar her alanda milli teknolojiyi geliştirme çabalarına destek olmayı istiyoruz. TEKNOFEST 2021’de salgının izin verdiği ölçüde, yine Atatürk Havalimanı’nda, havacılık ve akrobasi gösterileri, sürpriz yarışmalar, sergiler, eğitimler ve yatırımcılarla girişimlerin buluşacağı Uluslararası Girişim Zirvesi gibi oldukça geniş bir yelpazeden zengin aktiviteleri düzenlemeyi hedefliyoruz. ‘Fikrim, projem ve bunları hayata geçirecek takımım var’ diyen kardeşlerim, acele edin son tarih 28 Şubat. Bu tarihe kadar başvurularınızı tamamlamanızı, insanlık için büyük bir adım olarak gördüğümüz projelerinizi sabırsızlıkla bekliyoruz.”

“7’den 77’ye tüm milletimizi 21-26 Eylül tarihlerinde Atatürk Havalimanı’na bekliyoruz”

Tüm bu emeklerin, çalışmaların altında hayal edildiğinde gülümseten, içi ısıtan ideal bir dünyayı gerçek kılmanın yattığını anlatan Bayraktar, sözlerini şöyle tamamladı:

“Arzulanan böyle bir dünyaya sahip olmanın temelinde ise pusulası vicdan olan insanların bulunduğuna inanıyorum. İnsan olmanın en önemli şartı vicdanlı olmaktır. Vicdanlı bir insanın en önemli hasletleri ise adalet ve merhamet duygularına sahip olmasıdır. Bozkırın bilge kalemi olarak anılan Türk dünyasının önemli yazarı Cengiz Aytmatov’un da dediği gibi: ‘Bir insan için en zor şey, her gün insan kalabilmektir.’ Bugün insana dokunan her alanda faydasını hissettiren teknoloji ve bizim de büyük bir gayretle yıllardır uğraştığımız yapay zeka geliştirme çalışmaları gerçekten insanlık için bir ilerleme mi? Öncelikle bu soruya samimi cevap vermemiz ve tüm bu gelişmeleri insanlığın huzuru ve refahı için tesis etmemiz gerekiyor. Eğer insanlığın bugün yaşadığı, yarın karşısına çıkacak sorunlara adil bir çözüm bulamazsak, yaşlı dünyamızın geleceği maalesef pek de parlak görünmüyor.

Milli Teknoloji Hamlesi, tüm bu materyalist tavra karşı, her gün insan kalabilmek için çabalayan ülkemizin her bir ferdini, mazlum coğrafyaların ve insanlığın geleceğe ulaştıracağı büyük miras olacaktır. TEKNOFEST yolculuğuna ilk adımımızı atarken aklımızda tam da bu meseleler vardı. TEKNOFEST’i ülkemizin hayati bir meselesi olarak gördüğümüz teknoloji geliştirme seferberliğine çıkmak için başlattık. Mücadelemizin temelinde, dünyayı, kainatın içinde eşit, adil ve merhametli bir iyilik adasına dönüştürme çabası yatıyor. TEKNOFEST’in bu çabalarımızın dünya ile buluşma noktası olmasını istiyoruz. TEKNOFEST ekibi olarak 7’den 77’ye tüm milletimizi 21-26 Eylül tarihlerinde heyecanımıza ortak olmak için Atatürk Havalimanı’na bekliyoruz.”

“Bu yıl 19 farklı üniversitemiz TEKNOFEST’te paydaşımız”

Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı ve TEKNOFEST İcra Kurulu Başkanı Mehmet Fatih Kacır da Kovid-19 salgını şartlarından dolayı TEKNOFEST eğitimlerini dijital ortama taşıdıklarını belirterek, etkinliğin her yıl ziyaretçi ve yarışmacı rekorlarını kırdığını ifade etti.

Gelecek dönemde TEKNOFEST Kariyer Portalı’nı güçlü bir şekilde hayata geçireceklerini bildiren Kacır, bundan böyle yarışmalara adım atan her gencin kariyer yolculuğunda yanlarında olacaklarını vurguladı.

Kacır, bugüne kadar gerçekleşen üç TEKNOFEST’te toplam 10 milyon liradan fazla maddi desteği ve 6 milyon TL’den fazla ödülü yarışmacılara sunduklarını belirterek, yarışmacıların başarılarının Türkiye sınırlarını aştığını görmekten gurur duyduklarını dile getirdi.

TEKNOFEST’İN bu yıl merkezinin Atatürk Havalimanı olsa da yurdun çeşitli noktalarında yarışmalar düzenleyeceklerini belirten Kacır, “Üniversitelerimiz paydaşlarımızdan olmasını çok önemsiyoruz. Biz üniversite öğrencilerimizin ülkemizin geleceği için çalışmasını istiyoruz. Onları sokaklarda değil, işte TEKNOFEST yarışmalarında, laboratuvarlarda Ar-Ge projelerinde görmek istiyoruz. Bugüne kadar bize en büyük desteği üniversitelerimiz verdi. Her yıl yeni üniversitelerimiz TEKNOFEST ailesine katılıyor. Bu yıl 19 farklı üniversitemiz TEKNOFEST’te paydaşımız.” diye konuştu.

“Festival bu yıl gündem belirleyecek, gençlere heyecan verecek”

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir de TEKNOFEST gibi milli teknoloji hamlesine katkı veren bir organizasyonun paydaşı olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Festivalin bu yıl gündem belirleyecek etkinliklerle gençlere heyecan vereceğini ifade eden Demir, “TEKNOFEST, gelişen ve güçlenen Türkiye’nin daha etkin şekilde varlık göstermesine büyük katkı sağlayacak pek çok unsurun ortaya çıkarılmasında öncü rol oynayacak aktörlerin doğmasına imkan sağlayan bir zemin hazırlamaktadır. Neslimizden aldığımız enerji ile küresel güç vizyonuna ulaşmak için, çok çalışmaya ve durmadan üretmeye devam etmeliyiz.” diye konuştu. 

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ise TEKNOFEST’in 3 yılda küresel kimlik kazandığını belirterek, “Dünyanın en önemli bilim, teknoloji ve uzay festivalleri arasına girdi ve doğduğu yere İstanbul’a döndü. İstanbul’umuzda bu dev organizasyona 2021’de yeniden ev sahipliği yapmaktan büyük sevinç ve heyecan duyuyoruz. Türkiye’nin istikbaline, medeniyetimizin baş şehri İstanbul’dan omuz veriyoruz. ” değerlendirmesinde bulundu.

TEKNOFEST’in paydaşlarının üst düzey yöneticilerinin de hazır bulunduğu etkinliğe, TEKNOFEST’in Global İletişim Ortağı olan AA’nın Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Metin Mutanoğlu da katıldı. Etkinlik, paydaşların yöneticilerinin hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

Yapay zekadan su altı sistemlerine, teknolojinin her alanında yarışmalar yapılacak

Toplantıda verilen bilgiye göre, toplumun her kesiminden binlerce gencin merakla beklediği ve ilgiyle takip ettiği TEKNOFEST Teknoloji Yarışmaları’na geçen yıl 81 il ve 84 ülkeden 20 bin 197 takım, 100 bin genç başvuruda bulundu.

Bu yıl da yine ilkokul seviyesinden ortaokul, lise, üniversite, lisansüstü ve mezun seviyesine kadar her düzeyden nitelikli binlerce genç, hayallerini gerçekleştirmek için birbirinden farklı kategorilerde düzenlenen TEKNOFEST Teknoloji Yarışmaları’na 28 Şubat’a kadar başvurabilecek. 

Her yıl bir önceki yıla göre daha fazla yarışma kategorisinin açıldığı ve Türkiye tarihinin en büyük ödüllü teknoloji yarışmaları olan TEKNOFEST Teknoloji Yarışmaları bu yıl 35 farklı kategoride düzenleniyor. TEKNOFEST 2020’den farklı olarak, Karma Sürü Simülasyon, İletişim Teknolojileri, Savaşan İHA, Yapay Zeka, Kültür ve Turizm Teknolojileri, Lise Öğrencileri Kutup Araştırma Projeleri, Tarımsal İnsansız Kara Aracı, Sanayide Dijital Teknolojiler Yarışmaları ilk kez düzenleniyor.

Gençlerin milli teknoloji üretme ve geliştirme konusunda ilgilerinin artırılması hedeflenerek bu alanlarda çalışan binlerce gencin projesine destek olmak için bu yıl ön eleme aşamasını geçen takımlara toplamda 5 milyon TL’nin üzerinde malzeme desteği sağlanıyor. TEKNOFEST’te yarışıp dereceye girmeye hak kazanan takımlar ise  5 milyon TL’nin üzerinde ödülün sahibi olacak.

21-26 Eylül tarihleri arasında  İstanbul’da gerçekleşecek olan TEKNOFEST’e başvurular “https://teknofest.org/yarismalar.html” adresinden gerçekleştirilebiliyor.

Anten üretiminde yerlilik oranı arttı

ASELSAN, anten alanındaki tecrübe, altyapı, bilgi birikimi ve yerli sanayi desteğiyle yerlileştirme konusunda önemli mesafe aldı.

Edinilen bilgiye göre, Türk savunma sanayisinin lider elektronik şirketi ASELSAN, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda, ürünlerinde kullanılan yurt dışı kaynaklı malzemelerin yerlileştirilmesi amacıyla kapsamlı bir çalışma yürütüyor. Bu sayede birçok ürünün yerlileştirilmesi sağlanarak, hem kaynakların yurt dışına çıkmasının önüne geçildi hem de yan sanayiye yeni iş imkanları oluşturuldu ve ASELSAN ihtiyaçları çok daha uygun maliyetlerle karşılandı.

ASELSAN, haberleşme sistemleri alanında da bu yönde çaba gösteriyor. Gerçekleştirilen özgün geliştirme ve yan sanayi firmalarında yürütülen yerli seri üretim faaliyetleri sonucunda rekabetçi fiyat ve yüksek teknik performansla antenler millileştiriliyor.

Son olarak Haberleşme ve Bilgi Teknolojileri (HBT) Sektör Başkanlığı sorumluluğunda yürütülen Çok Bantlı Sayısal Müşterek Telsiz Projesi kapsamında, 30-512 MHz bandında kullanılacak V/UHF araç telsiz antenlerinin yerlileştirilmesine yönelik çalışmalar tamamlandı. Mevcut durumda V/UHF telsizleriyle birlikte kara platformlarında yurt dışından tedarik edilen araç anteni yerine, yerli ve milli olarak üretilen ASELSAN anteni kullanılması kararlaştırıldı. Proje kapsamında 2021-2024 yıllarında çok sayıda telsiz teslimatı yerli ve milli antenle yapılacak.

Radar ve Elektronik Harp Sistemleri (REHİS) Sektör Başkanlığının 30 yılı aşkın süredir radar ve elektronik harp projeleri için özgün olarak geliştirilen anten teknolojileri birikimi kullanılarak, HBT Sektör Başkanlığının çok sayıda üretim gerektiren haberleşme antenleri ve radom ihtiyaçları kısa geliştirme sürelerinde maliyet etkin olarak millileştirildi.

Bu çalışmalar sonucunda, 2017’den bu yana yurt dışından temin edilmesi planlanan anten ürünlerinin yüzde 95 yerlilik oranıyla yurt içi kaynaklarla gerçekleştirilmesi sağlandı. Üretimde alt yüklenicilere iş verilerek KOBİ ve yan sanayinin geliştirilmesine katkı veriliyor.

Askeri haberleşme antenleri REHİS Sektör Başkanlığı tarafından millileştirilerek, HBT Sektör Başkanlığına Türk Silahlı Kuvvetleri Çok Bantlı Sayısal Müşterek Telsiz Projesi, Genel Maksat Helikopteri Haberleşme Cihazları Projesi, Azerbaycan Hava Platformları ve Kule Haberleşme Sistemi Modernizasyonu Projesi, Azerbaycan Radyolink Haberleşme Sistemi ve Siper Projeleri başta olmak üzere muhtelif projelerde teslim ediliyor. Geliştirilen antenler ve radomlar taktik sahada etkin şekilde kullanılıyor.

ASELSAN, sivil haberleşme uygulamaları kapsamında hücresel (GSM) baz istasyonu antenleri geliştirerek yurt içi ve yurt dışı mobil operatörlere özgün tasarımlı, sağlam, yüksek kalitede ürünler sunuyor. GSM teknolojilerine uyumlu, faz dizili, geniş bant, otomatik huzme tarama kabiliyetine sahip ürün portföyü değişen teknoloji ve müşteri taleplerine göre geliştiriliyor.

Anten alanındaki tecrübe, altyapı ve bilgi birikimiyle ASELSAN, özgün tasarımlı çok bantlı baz istasyonu antenleri geliştiriyor. Şirket, çok sayıda 4XPOL GSM anteni teslimatı yapacak, 8XPOL GSM anteninin prototip doğrulama çalışmalarını da yakın zamanda tamamlayacak.